"Yılanlar, yılanlar her yanda - sanki her yer onlarınmış gibi!" Haykırdı ademoğlu gözü dönmüş bir şekilde - Ve çağırdı yardıma mangustu, Ki bir el atsın mangust. Mangustlar işe koyuldu, Acımadan ne kendilerine, ne yakınlarına, - Onlar ava çıktılar, İzinsiz, tatilsiz. Çöllerde, steplerde, pampalarda Hatta sonradan devriye görevi bile verildi - Ki tehlikesiz yılanları görmezden gelsin Zehirlileri ise sıfıra indirsin. Hazırlanın- burası şimdi hüzünlü: Sessizce ademoğlu ortaya çıktı - Mangustu zararlı hayvan ilan edip Ona kapan kurdu. Sabah olunca geldi - yanında bir köpekle - Mangustu bir çuvala tıktı, - Mangust kırıldı, ağladı, Ve haykırdı: "Ben - faydalı bir hayvanım!" Ama sakat ve yaralı hayvanların Hepsini çuvallara doldurdular, mantar gibi, - Acı ve kapanlar yüzünden delirmişlerdi, Bir de tabi talihlerinin keskin dönüşünden. Ve tahminler yürüttüler: ne oldu da - Bizi kesmeye götürüyorlar? Onlara ön ayağının biri kırık olan Yaşlı bir mangust dedi: "Belçika’da keçiler lahanaları tüketti, Serçeler - tarlalarda pirinci Çin’de, Avusturalya’da ise laf dinlemez mangustlar Avladı faydalı hayvanları.
       
İşte bunun için bu ödül onlara Hesaplaşmayı seven ademoğlundan, - Anlaşılan o ki, insanlar var olamaz zehirsiz, Demek odur ki - var olamaz yılansız"... Ve yeniden: "Yılanlar her yanda - sanki her yer onlarınmış gibi!" Haykırdı ademoğlu gözü dönmüş bir şekilde - Ve çağırdı yardıma mangustu, Ki bir el atsın mangust.
© Hüseyin Avni Dağlı. Çeviri, 2011